DERELER

Dereler geçmişten günümüze birçok anının yaşatıldığı ortak kültürümüzün tanıklarıdır. Yaşayan her canlı gibi onlar da özgür doğanın mirasçılarıdır. Bu özgür mirasçılar olmazsa doğa ahenkli yaşamını sürdüremez. Dere kenarlarında büyüyen ağaçlar bu kadar görkemli olamaz. Doğa manzaraları güzel tablolar haline gelemez. Çağlayanlardan süzülen dere suları ruhumuzun enginliklerinde bize yaşam kaynağı olurlar. Yaşamımız derelerle birlikte akar sonsuz iklimlere. Ruhumuz dinlenir, ufkumuz derinleşir. Dereler insanlar kadar yakındır bizlere. Arkadaş, dost kardeştirler.

Dereler çocukların ilk yüzme öğrendiği yerlerdir. Her yağmur yağışında temizlenen dereler çağırır sizi. Siz bu davete hazırsınızdır. Canlı hayatın en ilginci dereler yeşil bitki örtüsü içinde süzülür. İçinde küçüklü büyüklü göletlerin olduğu derelerde balıklar özgürce gezinirler. Siz çocuksanız ilk işiniz bu balıkları yakalamak için uğraş vermek olur. Türlü metotlar denersiniz. Derede balık yakalamak her çocuğun arzuladığı en güzel eğlencedir.

Büyük akarsular daha bol sularıyla ağabeylik taslarlar küçüklerine. Daha fazla nam salarlar doğaya. Yaşam kaynağı olmak için hazırlanırlar insanlığa. Akarsuların bunca sıcak davetlerine karşılık ne yapabiliyoruz? Onların bize sunduğu nimetlerin ne kadar farkındayız? Her yağmur yağışında kabaran sularda barınan balıkların sel sularına direnmelerine, akarsularımızı süslemeye devam edişine ne dersiniz? Bu emsalsiz güzelliklerin kirletilişi, yok edilmelerine karşı direnişine, insanlığa sundukları ortak mesajlarına ne dersiniz? Özgür akan sularla kardeş olmaya ne dersiniz?

Cevat Ulu

Karadeniz’de Yağmurdan Kaçarken Kitabımdan Alıntıdır.

Bu yazı Uncategorized kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.