ÇANAKÇI’ DA DOĞA BİR UYANSA

Yeşil zümrüt çayırlarında

Erik kokan bahar dalına dokunsak

Kuzcaköy başında

Karınca kalesinde doğayı yakalasak

Hapan düzlüğünde bir Osman Dayı vardır

Kestane odunlarından yaksa ateşini

Çayları yudumlasak

Berrak sularında parmaklarımızla

Saçlarımızı tarasak

Kemençenin ahengine kapılıp

Bir horona tutunsak

 

Çanakçım

Zümrüt çayırlarında dolaşsak

Kiraz kokulu narin bağlarında ıslık çalsak

Islak saçlarımızla yine ıslık çalsak

Ay ışığı vurana dek bahçemize

Kalakalsak yollarında ve hiç gitmesek

 

Yıldızlar çıkınca gökyüzünde

Çılgın heyamolaları vardır

O anı görsek çocukluğumuza dönsek

Çocukluğumuzun dar sokaklarını aşsak

Bir durak karanlık köprü

Diğeri orman dairesi

Kim bilir kaç tur atmıştık

Bilebilsek ve saysak

 

Kuzenim Muhittin Bilge anlatsa Ankara maceralarını

Birini vursak birine, çal ötekine

Sonra biz yine haklı çıksak

Uygar dünyayı yeniden kursak

Yeniden yeşertsek iklimi

Bağı, bahçeyi yeniden düzenlesek

Yeniden dönsek anılara

 

Biz o sokakların çocuğu

O sokakların yörüngesini çizsek

Yeniden kursak zamanı yeniden

Saatleri ayarlasak seher vaktine

Saatler dursa, bizim ala horoz ötse

Öyle bir ötse ki

Doğa bir uyansa uyansa

İnsanlar bu sese dönse

Bir daha kaybolmasa

Cevat Ulu

Uncategorized kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | için yorumlar kapalı

Hocamın Yazmamı İstediği Çanakçı Kitabı

HOCAMIN YAZMAMI İSTEDİĞİ KİTAP

       Üniversitede öğrenci iken bir proje kapsamında köylerde yaşayan insanlardan bilgi toplamamız gerekiyordu.  Çanakçı köylerinde yaşayan özellikle yaşlı insanlarla konuştum. Onlara köylerde yaşam, göçler ve gurbete giden yakınları hakkında sorular sordum. Anlattıkları tarihin derinliklerine saklanmış Rus işgalinin acı hatıralarıydı.

         Ruslar 1916 yılında Çanakçı ve köylerini işgal ettiğinde tüm bağlantı yollarını kesmiş, yöreyi iletişime kapatmış. Bağ, bahçe ve tarladaki ürünlere, hayvanlara el konulduğu, karşı çıkanları hapishaneye çevirdikleri evlerde tutsak ettikleri,  daha tehlikeli gördüklerini Kars hapishanesine veya Batum esir kampına göndereceklerini söyleyerek büyük bir baskı kurduklarını anlatıyorlardı.

         Bu anlatılanlardan o kadar etkilenmiştim ki ödev sorularını sormadan konuyla ilgili merak ettiklerimi soruyor, notlar alıyordum. Çanakçı’ da genç ve orta yaşlıların askere alındığı o dönemde, kadın ve yaşlı dedeleri izleyen o zamanın küçük çocuklarıydı bana bunları anlatanlar. Babalarından, annelerinden, dedelerinden duydukları hikayeleri anlatırlarken gözleri dolan insanlardı.

    Yarıyıl tatilinden okula döndüğüm ilk gün proje ödevi veren hocamı buldum ve kendisine konuyu anlattım. Çanakçı’ da Rus işgalini anlatan kitap var mı bilmek istiyordum. Hocamın kitaplarla arası iyiydi. Makaleler de yazıyordu. Ertesi gün beni çağırdı. “Yazdığın notları yarın getir bir bakayım” dedi. Akşam olunca notlarımı detaylı bir şekilde tekrar yazdım ve kendisine verdim. “Hafta sonu biraz daha çalışma yap” dedi. Ben çalışmalarımı yazmaya devam ettim.

    Aradan zaman geçmiş, proje ödevleri toplanıyordu. Ödev tesliminin son günü çalışmalarımı sundum. Konu ile pek uyuşmasa da yapacak bir şey yoktu. İki gün sonra hocamın beni çağırdığını söylediler. Odasında arkadaşlarıyla oturuyordu. Çalışmalarımı bana uzatarak ”Bunları iyi sakla, burada bir tarih yatıyor” dedi. Ondan istediğim konuyu araştırmış, Çanakçı ile ilgili bir kitap bulamamıştı.

“Hocam bunları kitap yapsanız” dedim. “kitap için yeterli değil. Sen bilgi toplamaya devam et ”dedi. “Sonra ne olacak” dedim. Bizi dinleyen hocalar müdahale etti. Bir tanesi “kitap yaparsın” dedi. Kitap deyince ürktüm. Gözümde erişilmez karlı dağlar belirdi. Benim suskunluğumu görünce müdahale ettiler. ”kompozisyonlardan 100 alıyorsun” dediler. Bu söz üzerine içimde bir umut belirdi. Benim araştırma yazılarına ilgim, yeteneğim vardı.

   Yıllar geçtikçe hocalarımın sözünü yerine getirmek, saklı kalmış kültür ve tarihimizi aydınlığa çıkarmak amacıyla çalıştım. Çanakçı adına arşivlerde fazla bir kayıt yoktu. Öğretmenlik yıllarımda çalışmalarımı sürdürdüm. 2003-2011 yılları arası kurduğum Çanakçı kültür internet sitesi ve mail yoluyla paylaşımlardan detaylı bilgilere ulaşmaya çalıştım.

Sarıkamış olayından sonra büyük bir güçle bölgeye gelen Ruslar madenleri biliyormuş.1.Dünya savaşından önce İngilizler bu bölgeden maden çıkarıyorlarmış. 1917 Yılında Rusya da ihtilal olunca Karadeniz bölgesinden çekilmek zorunda kalan Ruslar 1918 Mayıs ayına kadar Çanakçı’ da kalmışlar, çekildikten sonra da anlaşma gereği madenleri işletmişler.

Yabancılar ülkemizin neresinde ne var biliyorlar. Biraz tuhaf olanı da bizi bizden iyi tanıyorlar.

Cevat Ulu

"Çanakçı Vadisi'nde Göğe Yükselen Islık Sesleri" Adlı Kitabımdan Yazılar kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Hocamın Yazmamı İstediği Çanakçı Kitabı için yorumlar kapalı

VATAN DÜŞÜNCESİ

Descartes’in ,“Düşünüyorum, öyleyse varım.” Sözüne kafa yoranlardanım. Gerçekten düşünüyor muyuz? Yoksa düşünmeden, okumadan, dinlemeden, incelemeden bilgileri işimize geldiği gibi kullanıyor muyuz?

Önyargılardan uzak, kuruntulardan arınmış olarak düşünmek zorundayız.  O zaman akan ırmakları, çağlayan pınarları, uçan kuşu, kayan yıldızı daha iyi görebiliriz.

Yaşadığımız hayatta iyi şeyler yapmanın, insanlık değerlerine sahip çıkmanın farkına varmalıyız. Önümüze sunulan kültürel değerleri yeni nesillere aktarmanın bize çok şey katacağını düşünüyorum. Kitap okuma sıralamasında neden alt sıralarda yer aldığımızı sorguladığımızda ortaya iyi sonuçların çıkmayacağını düşünüyorum. Hızlı gelişen olaylar, teknolojik buluşlar, internet oyunları karşısında kültürel erozyonun toplumsal dünyamızdaki tahribatlarına çareler bulabileceğimizi düşünüyorum.

Kışın baharı, baharda yazı düşünüyorum. Kış mevsimine direnen yaprakları, sokakları, kimsesizleri, hayvanları düşünüyorum. Ahmet Haşim’in merdiven şiirindeki şu mısraları düşünüyorum;

“Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…”

 Sonra Vatan duygusu sarıyor ufkumu. Vatanım etrafında oynanan türlü oyunları, Türk dünyasına kurulan tuzakları düşünüyorum. Yiğitliğin bozulduğu, kaygan bir zeminde ufkumuzu karartan olayları düşünüyorum. Eşsiz, tarifi imkansız duyguyla yazılmış,  Arif Nihat Asya’nın  “bayrak” şiirini bir kez daha okuyorum.

Ortak dostlarımızı, düşmanlarımızı, hüznümüzü, sevincimizle ilgili duygularımızı düşünüyorum.  Vatan topraklarında yaşanmış kahramanlık destanlarını, anadan, babadan, yardan vazgeçildiği, vatandan vazgeçilmediği yılları düşünüyorum. Dönmemek üzere yola çıkan kahramanları, “anaya veda“ mektuplarını, kuşaktan kuşağa aktarılan duyguları düşünüyorum.

Cevat Ulu

Uncategorized kategorisine gönderildi | için yorumlar kapalı

SESSİZ HAYAT

Sessiz ve derinden yaşamak istediğimiz duygular, düşünceler bir türlü yerini bulmaz. Başka birisine “iyisin” demek bizi mutlu kılmaz. Oysa bir başkasını takdir etmek, vefa duygularını bilerek yaşamak, erdemli davranışların başında yer alır.

Saygıda, sevgide bir nehir olup akan nice yürekler gönüllerde yükselmişler, insanlığa değer katmışlardır.  Bir bulutun yağmur olup yeryüzünde bağları, bahçeleri yeşertmesi gibi, insanlığın aydınlık baharı olmuşlardır.

Onlar aydınlık güneşle her gün doğanlardır.  Öfkelerine yenilmeden doğruluğu, mertliği bize sabırla öğretenlerdir. Onların öğretileriyle insanlık onuru tüm evrenin maddi varlıklarından daha değerli manevi iklimi yaşamıştır.

Mutlu iklimlerin baharı olmayı başaran bu gücün yaşamda saklı öğretileri hep konuşulacaktır.  Bize hayat dersi veren, insanlık ışığıyla bizleri aydınlatan bu dünyadan göçmüş büyüklerimize, yakınlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

 Cevat Ulu

Uncategorized kategorisine gönderildi | için yorumlar kapalı

SİZİNLE ÇAĞLAR KALBİMİZ ÖĞRETMENLERİMİZ

SİZİNLE ÇAĞLAR KALBİMİZ ÖĞRETMENLERİMİZ

Sisli bulutlar çökünce ufka, düşünceler çoğalır, gönül daralır. Yürekler fırtına olur, sel olur. Kör karanlıklara savaş açar öğretmen, dağ gibi, nehir gibi. Sonra durulur düşünceler, aydınlık vurunca bir çocuğun saçlarına. Bakışlar sevgi olur, bahar olur. Parlar umutlar çocukların gözlerinde. Yarınlara dağ gibi özgür yükselir, nehir gibi coşkun dalgalanır bayrağımız.

24 Kasımlarda unutmadık, unutmayacağız sizleri şehit öğretmenlerimiz. Fikri hür, vicdanı hür bir inançla, aydınlık yarınlar için düştünüz yollara. Tarihe yazıldı isminiz.

 Bir sevda türküsüdür alır benliği götürür,

Karanlıklar büklüm büklüm bükülür,

Aydınlık bir gelecektir bekleyen ülkemi

Ay düşer, şafak söker,

Bir çocuğun gözlerinde doğar aydınlık,

Dağ gibi, nehir gibi,

Çağlayan benliklere yazıldı adınız.

Sizi unutmadık, unutmayacağız öğretmenlerimiz.

Cevat Ulu

Uncategorized kategorisine gönderildi | için yorumlar kapalı

 Mustafa Kemal Paşa’ya ;‘’Paşam dün olduğu gibi, bugün de tüm kolordumla emrinizdeyim.’’ Sözünü söyleyen Kazım Karabekir Paşa, büyük mücadele sürerken, bir Amerikalı Generalin Erzurum’da araştırma yaptığını duyuyor. Yazacağı rapor Erzurum bir Türk yurdu mu, Ermeni yurdu mudur? Sorusuyla ilgilidir.

 Karabekir Paşa, General ve Erzurum Valisi ile birlikte Tepsi Minare’ ye çıkıyorlar. Kazım Karabekir, bir uçtan diğer uca kadar olan Türk Mezarlığını ve küçük bir kısımda bulunan Ermeni Mezarlığını gösteriyor. ‘’ Ölülerimiz söylesin, burası kimin yurdu? ‘’ Sorusunu soruyor. ABD’li General bu soruyla gerekli cevabı alarak, düzenlediği raporu lehimize yazıyor ve 24 Nisan 1920’de ABD Senatosuna sunuyor.(Yeşeren Umutlar kitabımdan)

Kim nerede, nasıl yaşarsa yaşasın

Düşüncelerde vatan duygusu yol alsın

Gökte al bayrak dalgalansın

Devletimiz var olsun

Cevat Ulu

Uncategorized kategorisine gönderildi | için yorumlar kapalı

EYLÜL

Yeni Eğitim Yılı Hayırlı Olsun

EYLÜL

Adına şiirler, şarkılar yazılacak kadar güzel bir aydır eylül. Sonbahar mevsiminin ilk ayı olması dolayısıyla ne yazın kavurucu sıcaklarını, ne de kışın sert rüzgarlarını içinde barındırır. Kendine has ılık ve güzel yüzünü gösterir.

Bereketli hasatların mutlulukla toplandığı, yavrularını büyüten kuşların özgür uçuşlar yaptığı bu güzel ayda, pazarlarda bir canlılık başlar. Okullar açılmadan günler önce başlayan hazırlıklar, yeni eğitim yılına ilginin gereğidir. Okumaya devam et

Şiir Kitabı kategorisine gönderildi | EYLÜL için yorumlar kapalı

BAYRAĞIN DESTANI

BAYRAĞIN DESTANI

Bayrak gökte dalgalandıkça

Dünya bize gülümser

Yollar izler aydınlanır

Ufuklar nazlı nazlı el eder Okumaya devam et

Şiir Kitabı kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | BAYRAĞIN DESTANI için yorumlar kapalı

Şehir

ŞEHİR

Bir sevdaya tutulur bu şehirde ufuklar

Gökyüzünde yalnız gezer yıldızlar

Baharı çağırınca yağmurlar

Uzak diyarlara gider kuşlar Okumaya devam et

Şiir Kitabı kategorisine gönderildi | Şehir için yorumlar kapalı

Giresun Mavi Göl

MAVİ GÖL -GİRESUN

Mavi gölün suları

Günün doğuşuna uyanır

Duru akar kaynağından

Kopar gelir sessizce

Anlatır özlemle kavuşmanın sırrını Okumaya devam et

Şiir Kitabı kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Giresun Mavi Göl için yorumlar kapalı